gülme duvarı 15.sayı şubat 2010
Gülme Duvarı * Dünyanın en zengin mutfağının Çin mutfağı olduğu bilinir... * Konu yemekten açılmışken, İstanbul'da bir klinik ciddi bir paraya * Tarihte karnabaharı bulan adama: * Köşenin sıkı takipçileri bilir * Cacık bir de... ('sütaş cacık' prestijli gıda ödülü almış tek türk * Tatlılardan kazandibi, tavukgöğsü ve güllaç... * Güllaç gibi mükemmel bir tatlı neden sadece ramazanda yapılır ki! * Bu kadar yemek kelamından sonra en sevdiğim şişman esprisini * Bir sinema - karikatür klişesidir, * Avatar * ister inan ister inanma: * Bir kardan adam diğerin ne demiş "Havuç kokuyorsun" Lost Mizahı Şive Diyalekt Mizahı üzerine ahkam: Özay Gönlüm'üm TRT için yaptığı mektup meddahlıklarını bir yerlerden Ben bu dili çok seviyorum... Buram buram mizahı var ege şivesinin... *Türküyü derleyen Özay Gönlüm TRT sansüründen korktuğundan, Baldırı Egeli hoca öğrencilerine sormuş: "Bakmak fiilini çekiveeeren bakem" Bir dahaki ay bu köşede diyalektik- şive mizahı olarak Roman Türkiye'nin en iyi argo mizahını, Hasan Kaçan ağbimizin yaptığını, Yerel mizahın olmazsa olmazı Karadeniz'den sağlam bir hikayeyle Bir dahaki aya kadar kalasınız sağlıcanan...
Nihat Genç, "çok açlık çekmişler, her türlü alternatifi denemek
zorunda kalmışlar" şeklinde açıklar bu durumu... Ben "reçelli eti
keşfetmişler başka da bi nane yok" derim, kızdırırım bu konuda bilgisi
olanları...
Ama adamların bize çok iyi pazarladıkları müthiş bir keşifleri var:
Kanat ızgara.
Faruk'larda oturuyorduk, Yusuf Kot'la falan...
Faruk, "ya adamlar tavuğun ayağını da ızgara yapıp yiyorlar" deyince
patladım:
"Oolm ne zaman bizde Kanatçı Haydar gibi Ayakçı Haydar'da açılır o
zaman bu çin yemeği ayağa düşer...
Şu an böyle bişii yiyeceğimizi sanmıyorum" dedim... Güldük... Hani biz
güldük siz de gülün baabında...
alerji haritanızı çıkartıyor...
Tanıdığım zengin bir iş adamına "sizin karnabahara alerjiniz var"
demiş... Ben çok para kazanacakları o zaman anladım... Karnabaharı
sevmediğini söyleyemezsin ya annene, eşine... Alırsın belgeni...
"Benim alerjim var... Merak etmeyin ben şimdi bi sucuklu yumurta
yaparım
kendime falan" dersin...
Benim mesela karnabahara, kerevize, pırasaya alerjim varmış...
Ekmek arası yenilen hiçbir şeye alerjim yokmuş...
Bu programın adını da güzel koydum: "Şahsına münhasır sağlıklı
beslenme"
Pişirdin kötü koktu; yedin kötü kokuttun, ne söylüyorsun oolm
başkalarına
yiyecek birşey olduğunu... Yenmiyor işte...
(ne sıkı takipçisi ya... benim dışında okuyan olduğundan bile
şüpheliyim)
daha önce de yemek kültürüne dair şu kelamı etmiştim:
Şu Brüksellilere lahana dolması yapıp gönderelim de, "Brüksel
Lahanalarına" bakıp bakıp ağlasınlar...
(Şöyle sarımsaklı yoğurtlu hemi de)
Ya şu İtalyanlar ketçap'ı tüm dünyaya pazarladılar, biz şu güzelim
sarımsaklı yoğurdu pazarlayamadık, yanarım yanarım buna yanarım...
yiyeceğidir)
yapıcam:
"geçen otobüste üç kadına yer verdim"
Ünlü İngiliz yazar chesterton
Biri yurtdışına gittiğini ya da geldiğini, bavulunun üzerindeki şehir
isimli çıkartmalardan (stikırlardan) falan anlarsın... Günümüzde ise
buzdolabına yapıştırılan magnetlerden anlaşılıyor... Buzdolabının
üzerinde bir de en çok ihtiyaç duyulan esnafın mıknatısları oluyor...
Bir buzdolabı firması çıkacak ve üzerinde taksicinin, bakkalın,
çilingirin, sucunun falan magnetlerlerinin olduğu hazır boyalılarını
üretecek... Hem reklamda çok kazanacak...
Hem de o magnetler falan yerlere düşmeyecek zırt pırt...
'Her mahalleye ayrı tip buzdolabı çıkarması lazım' derseniz,
turistik şehirlerin magnetlerinden bişii hazırlar gene benim fikrimden
köşe
olur, Alimallah!
(yaparlarsa telifimi isterim ha)
Önce Ülkeler birbiriyle savaştı...
Sonra ülkeler birleşerek savaştı...
Daha sonra ülkeler iç savaştı...
Hiç uslanmayacak gibiyiz.
Baksanıza gelecekte de,
Önce uzaylılarla savaşacağımızı
Sonra dünyaların savaşacağını iddia ediyor
Bilim kurgular...
Hollywood, almanlardan daha fazla ss miğfer'i üretmiştir...
İşin kötüsü hala daha üretmeye devam ediyor...
Kardan adam şiiri:
"Kömür gözlüm sana meylim nedendir?"
indirip mutlak dinleyin... Pastav olarak "Yaren" kullanan meddahımız
ninesinin sesini de çok güzel taklit eder:
"Amanin yavriiim, ben ööle duyyom o gucuman memleketlerde cicili
bicili, boyalı moyalı, şıngırdak fıngırdak, kirpikler tagma, saçları
sogma, onnan bunnan düşüp kalgma, gözleri elde (yabancıda), etekleri
belde, artanı da yerde, sıska mıska şıbıldak gibi bazı çiikin miiikin
hanımlar kızlar oluveyoomuş... Amanın onlara tutuluverende,
yanıverende deme yavrııııım... Alceen gızın soyu sopu belli; saçı
sırma telli; eline el değmemiş; kötü süt emmemiş; sevisi derinde; eti
butu yerinde olmalı; dizine oturtturuveeedin mi gucaanda olmalı
doomuuuzzz..." Bundan sonrasını tahmin ediyorsunuzdur... Ninesi
aslında
kendi köyünden bir kız yakıştırmıştır torununa, el kızlarını
karaladıktan sonra ona methiye düzer.
Tiyatrocu Ali Cengiz Hocanın ninesi de ona "Anası biii; babası
onbiiii; git istemem garii seni" diyormuş... Ama en komiği bittabi
bilakis Denizli'de Denizlispor'un maçlarını anlatan yerel kanal
diyorlar:
"Yımık bırınlı adem dopu aliveedi... Goş be adem... Eh gaptırdı....
Eee be adem vuruuvuruuveeceendi de gol oluveeceeedi be... Netçen şimdi
garriiii! ... Guca gübüklü teknik adamcağızda değiştiriveesin artık
seni be!... Arap var bi tane, kara domuz... Onu koyuveesin
forvete" ...
"Bandirciiz" olayına hiç girmiyorum...
Çıplak Cemilem yerine Gaydırı Guppak demiş ve bizi yarmıştır... Ruhu
şad olsun...
Laz: Pekayrum pekaysun pekayı...
Kürt: Bakıram bakırsan bakır, bakır......
Hoca kızmış,
Hocam bunun doğrusu ne diye sormuşlar, hoca:
"Bakıpdurum, bakıpdurusun, bakıp duru..."
kardeşlerin argosundan dem vuracağız,
ince saz tayfasından bir kardeşin şu anısını anlatacağız:
Bunlar bi yerde tıngırdatırlarken, bi yaşlı abileri varmış "patrona
idare et" diyorlarmış... O da orkestrada öylesine çalmaktaymış... Bir
gün
zam istemeye patronun yanına çıkmışlar... Bi miktar para artışı talep
etmişler... Bizim moruk gırnatacı Muhayyer makamından gürlemiş:
"Buradakilerin alayını ben yetiştirdim, en fazla zammı bana yapıcaksın
beyauv" demiş...
Patron durumu bildiğinden:
"Ben şu kadar veririm, istemiyorsan çıkar gidersin" diyince bizimkisi
Kürdi hicazkar makamına düşüp:
"Hani müsaitsen dedik beyauv patroncuğum, yoksa zamda gözümüz
yoktur..."
diye kıvırmış...
Kaçan kardeşlerden Metin Kaçan'ın, Ağır Roman'ın en iyi argo mizahına
sahip romanımız olduğunu iddia edicez...
yazımızı bitircez Vallahi:
Trabzon Fenerbahçe maçlarından birinde stadyum hoparlörlerinden bir
anons sesi yükselir:
- işitme engelli Ali Kahraman... İşitme engelli Ali Kahraman... Stad
kapısından bekleniyorsunuz...
Etiketler: gülme duvarı


0 tane yorum:
Yorum yazabiliriiiim!
<< Anasayfa