Gülme Duvarı Sekizinci Sayı Temmuz 2009
Nasıl Ya?
Şimdi İstanbul'da trafik durumunu öğrenmek için "Yarım Litre Su Satıcıları Federasyonuna" bağlanıyoruz:
Merter, Levent, ve Barbaros tıkanık, Köprü girişleri tadilattan kelle bitik...
Su, çiçek, araba şarj aleti satıcıları nasıl haber alıyorlar trafiği? Nasıl takip ediyorlar, meraamı celbeden şeylerden biri...
Geçen istoç'un oralardan bir otostopçu aldım... Güneşin altında kavrulan yorgun bir bünye... Sağa çekilmez bir yerden otostop çekiyor...
Arabalar vızır vızır, anca 50 metre ilersinde durabildim... Deli koştu... Ellerinde bir iki şey kalmış...
"Trafik birden açıldı kala kaldım abi" dedi...
Hayal dünyam geniş olduğu için helikopterlerden sarkan iplerden trafiğin ortasına indiklerini düşünmüşümdür bunların, özel timler gibi... Dayanamadım sordum:
"Yerden mi bitiyorsunuz, gökten mi düşüyorsunuz oolm siz?"
"Abi biz kamyonetle turluyoruz bazen... Trafik oldumu atlıyoruz yola" dedi... Rahatladım...
Merter'in tıkanıklığına asırlardır tiltim... Ruslar Bakırköy'e kadar gelmişler, ayastafonos kulesini dikmişler, ordan geri dönmüşler... (Türk sinemasının
ilk görüntüsü de bu kulenin yıkılmasının belgelenmesidir)... "Oolm istanbulu alacaklarmış ama merter trafiğinde bunalmışlar ordan U dönüş yapıp geldikleri gibi tın tın gitmişler" dedim...
Çocuk kavruk kavruk güldü...
Ben mi, geçilmez denilen Merter Trafiğine şiir bile yazdım: Merter Trafiği
Merter Trafiği; Sen ne güzel trafiksin, hoşsun, güzelsin, ne iyisin, sen bi tanesin, Hoşşş...
O gün çok trafik yoktu... Bööle "han duvarları" gibi bir şiir yazacaktım lakin trafik olmayınca bööle kısa kaldı...
Kır(o) düğünü
* Kır düğünü ile Kıro düğünü arasındaki kalın fark silahtır...
Havaya silah atılırsa kır düğünü, olur sana kıro düğünü...
(ikinci fark: Kır düğününde havai fişek,
Kıro düğününde ise havaya eşek atılır diye iğrenç bir espring de yapıyım barii Lüküs Hayat'tan afaroz)
Tiyatrodan bir bayan arkadaşım, yonca tarlasında evlenmek istiyorum demişti...
Çevresindeki herkesten şikayetçi bir karakteri vardı,
sen en iyisi "mayın tarlasında" falan evlen dedim:
İstanbul kozmopolit... Humanist şantör Türkiye'nin her yerinden bir şeyler çalmakta...
Ben etrafımdakileri bıktırırcasına her farklı bölgeden çalan şeye aynı espriyi yapmaktayım:
"ahh ah bizim oraların türküsü"
"Harmandalı" çaldığında İzmir'de okuduğumdan Ege'yi sahiplenir, Miskette Ankara doğumlu olduğumdan kolu kaldırıp sadece direğimi aşağı yukarı
salınım yaparım... Oğlum ben efeyim, yörüğüm, zeybeğim kelamım da eksik olmaz...
Her serhat türküsünde, her çingene marşında Annemden gelen Trakyalı kanımı kullanır, "herhalde oolm çingenelik kanımızda var" derim...
Babamın kapadokyalılığından doğu müziklerine sahip çıkarım... Tuğba, eşim bana Türkü Zelig'i der...
Ne UFO'su ya!
Kara Mizah olarak uzun zamandır bunlara takığız desem... Kongrelerine gidecektik, oralarda UFO gördük diye yaygara çıkarcaktık desem...
Katılımın dolar bazında külliyen "gacırt" olduğunu öğrenip "ne gaptırıcam leyn cukkamı bunlara" diye ruslarda daha çacuk tornistan ettik desem...
Kongrelerinin züper komik olduğunu öğrenip üzüntümüzden, ince hastalığa (inme) yakalandık desem... Güler misin, Ağlar mısın?
"Mecidiyeköy'de Ufo Gördük"
Kara Mizah Merkezi mangallarından birinde böyle feyk video bile çekmiş olayı internet platformuna taşımıştık... Lakin amacımız çok daha acımasız bişiidi...
Toplantılarını sabote etmek... Üç kişi, ki bunların arasında çizerlerimizden Faruk Günindi de var, ben ve Alper Ufo kongresinde üç farklı yere oturup
parmak kaldırıp kendi hikayelerimizi anlatacaktık... Alper'in yazdığı hikaye çok komikti... Gördüğü ufo'nun üzerinde ufo yazıyordu... Ben "Karanlıkta bir karartı" projemde
ballandıra ballandıra anlattığım ufo maceramda hiç bişii görmediğimi ispatlıyordum... Yanımda ise gözleri görmeyen bir dostum vardı... Karşı tarafı çileden çıkartacak kadar
veri zaafına sahip bir hikaye... Doneler, detaylar daha çok ufo muhabbetinden uzak ve gereksiz... Faruk ise üç ev arkadaşının onu kandırdığı bir hikaye çakacaktı...
Dağıtacaktık... Daha komiği dağılacaktık... Olmadı işte...
Kardeşim Ayşe Özgün'de görmüş... Ufo uzmanı Haktan'ın "Dokuz bin tane ufo görüntüsü var, hepsi mi yalan" dediğini...
Evet hepsi yalan...
Bi kere o dokuzbin ufo görüntüsü içinde senin inanmadığın dokuzbine yakın görüntü vardır kardeşim...
Bu ufo olayı gerçekse, paravan olarak meterolojiyi kullandıklarını düşünüyorum...
Hani bir çok Ufo görüntüsü Meteroloji balonudur ya... Ve Ufo reelitisine inananlar onu buluta girdiğini de inanır ya... Bla bla...
Bir de Ufocuların sitesinde bir kabin görevlisi var... Pilot, tamam eyvallah... Oolm sen kabin görevlisisin ne gördün... Yazma şimdi bana...
Ne diyon sen yaa!
Spiker sokaktan geçenlere mikrofon dayayıp soruyor, "Tarihi eser kaçakçıları, Piramitleri Türkiye'den kaçırmış, ne düşünüyorsunuz?"
internette çok rahat görebileceğiniz bir vtr...
Konuşan herkes sorunun tarihi eser kaçakçılığı kısmının kenarından tutmuş cevap veriyor; 'yazıktır', 'bu memleketin değeridir falan' diyor...
Bu mudur habercilik?... Bu ülkeye böyle mi hizmet edeceksin, böyle mi hizaya sokacaksın... Ben o mikrofonu aniden sana dayasam,
"Dreyfus Davasının iletişim-medya konusundaki önemini" sorsam, n'aparsın?... "Hasan Tahsin'in bir makalesini okudun mu?" diye sorsam nice olursun...
Ama en pislik ve karaktersiz bölüm sonunda cerayan ediyor... Kamera arkasında çalışanlardan biri güneş gözlüğü takıp "Ben tarih öğretmeniyim... Piramitler bizim için önemli"
falan diyor... Onun yapım ekibinden olduğu çok aşikar... Şarlatan herifler... Topunuzu topa tutmak lazım ne diim?
(Acun Hıyar da! ya girecektim buradan Allah'ından bulsun o da ne diim)
Panoroma
Bakırköy'de ortak olduğum diş kliniğinin internet sitesine slogan bulmak gerekiyordu... Dişer diş hekimi arkadaşlar: "oolm sen şööle mürekkeb yalamışsın, bööle mizah yazarısın"
diye gaza getirdiler... Ben de "dişi uzmanına bırakın" diye bişii buldum... Hatta ürolog olsaydık "çişi uzmanına bırakın derdim" dedim... Komik mi komik!
dt Cihangir Bayburtluoğlu
Şimdi İstanbul'da trafik durumunu öğrenmek için "Yarım Litre Su Satıcıları Federasyonuna" bağlanıyoruz:
Merter, Levent, ve Barbaros tıkanık, Köprü girişleri tadilattan kelle bitik...
Su, çiçek, araba şarj aleti satıcıları nasıl haber alıyorlar trafiği? Nasıl takip ediyorlar, meraamı celbeden şeylerden biri...
Geçen istoç'un oralardan bir otostopçu aldım... Güneşin altında kavrulan yorgun bir bünye... Sağa çekilmez bir yerden otostop çekiyor...
Arabalar vızır vızır, anca 50 metre ilersinde durabildim... Deli koştu... Ellerinde bir iki şey kalmış...
"Trafik birden açıldı kala kaldım abi" dedi...
Hayal dünyam geniş olduğu için helikopterlerden sarkan iplerden trafiğin ortasına indiklerini düşünmüşümdür bunların, özel timler gibi... Dayanamadım sordum:
"Yerden mi bitiyorsunuz, gökten mi düşüyorsunuz oolm siz?"
"Abi biz kamyonetle turluyoruz bazen... Trafik oldumu atlıyoruz yola" dedi... Rahatladım...
Merter'in tıkanıklığına asırlardır tiltim... Ruslar Bakırköy'e kadar gelmişler, ayastafonos kulesini dikmişler, ordan geri dönmüşler... (Türk sinemasının
ilk görüntüsü de bu kulenin yıkılmasının belgelenmesidir)... "Oolm istanbulu alacaklarmış ama merter trafiğinde bunalmışlar ordan U dönüş yapıp geldikleri gibi tın tın gitmişler" dedim...
Çocuk kavruk kavruk güldü...
Ben mi, geçilmez denilen Merter Trafiğine şiir bile yazdım: Merter Trafiği
Merter Trafiği; Sen ne güzel trafiksin, hoşsun, güzelsin, ne iyisin, sen bi tanesin, Hoşşş...
O gün çok trafik yoktu... Bööle "han duvarları" gibi bir şiir yazacaktım lakin trafik olmayınca bööle kısa kaldı...
Kır(o) düğünü
* Kır düğünü ile Kıro düğünü arasındaki kalın fark silahtır...
Havaya silah atılırsa kır düğünü, olur sana kıro düğünü...
(ikinci fark: Kır düğününde havai fişek,
Kıro düğününde ise havaya eşek atılır diye iğrenç bir espring de yapıyım barii Lüküs Hayat'tan afaroz)
Tiyatrodan bir bayan arkadaşım, yonca tarlasında evlenmek istiyorum demişti...
Çevresindeki herkesten şikayetçi bir karakteri vardı,
sen en iyisi "mayın tarlasında" falan evlen dedim:
İstanbul kozmopolit... Humanist şantör Türkiye'nin her yerinden bir şeyler çalmakta...
Ben etrafımdakileri bıktırırcasına her farklı bölgeden çalan şeye aynı espriyi yapmaktayım:
"ahh ah bizim oraların türküsü"
"Harmandalı" çaldığında İzmir'de okuduğumdan Ege'yi sahiplenir, Miskette Ankara doğumlu olduğumdan kolu kaldırıp sadece direğimi aşağı yukarı
salınım yaparım... Oğlum ben efeyim, yörüğüm, zeybeğim kelamım da eksik olmaz...
Her serhat türküsünde, her çingene marşında Annemden gelen Trakyalı kanımı kullanır, "herhalde oolm çingenelik kanımızda var" derim...
Babamın kapadokyalılığından doğu müziklerine sahip çıkarım... Tuğba, eşim bana Türkü Zelig'i der...
Ne UFO'su ya!
Kara Mizah olarak uzun zamandır bunlara takığız desem... Kongrelerine gidecektik, oralarda UFO gördük diye yaygara çıkarcaktık desem...
Katılımın dolar bazında külliyen "gacırt" olduğunu öğrenip "ne gaptırıcam leyn cukkamı bunlara" diye ruslarda daha çacuk tornistan ettik desem...
Kongrelerinin züper komik olduğunu öğrenip üzüntümüzden, ince hastalığa (inme) yakalandık desem... Güler misin, Ağlar mısın?
"Mecidiyeköy'de Ufo Gördük"
Kara Mizah Merkezi mangallarından birinde böyle feyk video bile çekmiş olayı internet platformuna taşımıştık... Lakin amacımız çok daha acımasız bişiidi...
Toplantılarını sabote etmek... Üç kişi, ki bunların arasında çizerlerimizden Faruk Günindi de var, ben ve Alper Ufo kongresinde üç farklı yere oturup
parmak kaldırıp kendi hikayelerimizi anlatacaktık... Alper'in yazdığı hikaye çok komikti... Gördüğü ufo'nun üzerinde ufo yazıyordu... Ben "Karanlıkta bir karartı" projemde
ballandıra ballandıra anlattığım ufo maceramda hiç bişii görmediğimi ispatlıyordum... Yanımda ise gözleri görmeyen bir dostum vardı... Karşı tarafı çileden çıkartacak kadar
veri zaafına sahip bir hikaye... Doneler, detaylar daha çok ufo muhabbetinden uzak ve gereksiz... Faruk ise üç ev arkadaşının onu kandırdığı bir hikaye çakacaktı...
Dağıtacaktık... Daha komiği dağılacaktık... Olmadı işte...
Kardeşim Ayşe Özgün'de görmüş... Ufo uzmanı Haktan'ın "Dokuz bin tane ufo görüntüsü var, hepsi mi yalan" dediğini...
Evet hepsi yalan...
Bi kere o dokuzbin ufo görüntüsü içinde senin inanmadığın dokuzbine yakın görüntü vardır kardeşim...
Bu ufo olayı gerçekse, paravan olarak meterolojiyi kullandıklarını düşünüyorum...
Hani bir çok Ufo görüntüsü Meteroloji balonudur ya... Ve Ufo reelitisine inananlar onu buluta girdiğini de inanır ya... Bla bla...
Bir de Ufocuların sitesinde bir kabin görevlisi var... Pilot, tamam eyvallah... Oolm sen kabin görevlisisin ne gördün... Yazma şimdi bana...
Ne diyon sen yaa!
Spiker sokaktan geçenlere mikrofon dayayıp soruyor, "Tarihi eser kaçakçıları, Piramitleri Türkiye'den kaçırmış, ne düşünüyorsunuz?"
internette çok rahat görebileceğiniz bir vtr...
Konuşan herkes sorunun tarihi eser kaçakçılığı kısmının kenarından tutmuş cevap veriyor; 'yazıktır', 'bu memleketin değeridir falan' diyor...
Bu mudur habercilik?... Bu ülkeye böyle mi hizmet edeceksin, böyle mi hizaya sokacaksın... Ben o mikrofonu aniden sana dayasam,
"Dreyfus Davasının iletişim-medya konusundaki önemini" sorsam, n'aparsın?... "Hasan Tahsin'in bir makalesini okudun mu?" diye sorsam nice olursun...
Ama en pislik ve karaktersiz bölüm sonunda cerayan ediyor... Kamera arkasında çalışanlardan biri güneş gözlüğü takıp "Ben tarih öğretmeniyim... Piramitler bizim için önemli"
falan diyor... Onun yapım ekibinden olduğu çok aşikar... Şarlatan herifler... Topunuzu topa tutmak lazım ne diim?
(Acun Hıyar da! ya girecektim buradan Allah'ından bulsun o da ne diim)
Panoroma
Bakırköy'de ortak olduğum diş kliniğinin internet sitesine slogan bulmak gerekiyordu... Dişer diş hekimi arkadaşlar: "oolm sen şööle mürekkeb yalamışsın, bööle mizah yazarısın"
diye gaza getirdiler... Ben de "dişi uzmanına bırakın" diye bişii buldum... Hatta ürolog olsaydık "çişi uzmanına bırakın derdim" dedim... Komik mi komik!
dt Cihangir Bayburtluoğlu
Etiketler: gülme duvarı


0 tane yorum:
Yorum yazabiliriiiim!
<< Anasayfa