Pazartesi, Ekim 25, 2010

gülme duvarı dokuzuncu sayı Ağustos 2009

Gülme Duvarı Ağustos Sayısı yazısı:

*
Kitaplarla dolu bir duvar, bilgedir, erdemlidir, sofistikedir
DVD'li bir duvar, ukaladır, enerjiktir,
Tabak çanak bardaklı bir duvar kadındır,
Fotoğraflı bir duvar yaşlıdır,
Posterle dolu bir duvar gençtir,
Tablolarla dolu bir duvar zengindir,
Kilimli duvar doğudur,
Nemli duvar kuzeydir,
Işıklı duvar batıdır,
Sazlı duvar aşıktır,
Sözlü duvar anarşisttir,
İdam mangasının önündeki duvar kanlıdır,
Mahkeme duvarı ciddidir,
Berlin’de bir duvar utançtır,
Kudüs’te bir duvar ağlamaklıdır,
Benim duvarım mı:
İşte size Gülme Duvarı!

*
Megalomani:
Benim bulunduğum ortamlarda çok eğleniyorum yaa!

*

Aynı kasaba'dan tesadüfün daniskası sürekli kötü politikacılar, halkın nefretini kazanmış sanatçılar çıkarmış... Ve o ülke'de sevilmeyen sanatçılara ve politikacılara çürük domates atmak usuldenmiş...
Başkentte, ‘o kasabayı güzelleştirme ve dayanışma derneğinde’ toplanmış bu sanatçılar ve politikacılar… Demişler ki “kasabamıza dönelim, bize buralarda yaşamak haram”…
Gel zaman git zaman burada sıkılmışlar… Hatta çürük domateslerin tadını bile özler hale gelmişler…
İnsanoğlu bir acaip… Başlamışlar birbirlerine eğlenceden çürük domates atmaya… Domatesin dönemi var eskiden; her zaman bulmak zor; bari bunu yılda bir kere yapalım demişler… Hatta geleneksel hale getirip festivale dönüştürmüşler… 70 yıldır İspanya'nın Bunol kasabasda yapılan La Tomatina isimli Domates festivalinin hikayesi böyle… Tabii bana göre…

* Duvarda bir özlü söz:
Sanatçı içi geçmiş meyva, yumuşamış domates ve
çürük yumurta yağmurunda şemsiyesi olmayandır...

*
Güldüğüm eski Gırgır karikatürlerindendir:
İki işçi, Özal'a domates atmak için mitinge giderler:
'Oolm gene açlıktan domatesleri yedik' derler...
Ellerinde de ısırılmış çürük domatesler...

*
Ufkunuzu Açın
Şehir insanın ufku hep kapalı... Arada sırada ufku görmek lazım...
Bi tepeden bakmak lazım ovaya...
Ya da bi ovadan yükselen heybetli bir dağın gölgesinde ezilmek lazım…
Şu şehri bırakıp arada uzaklara gitmek lazım...

*
Bizde uzuyoruz arada bir... Edirne yağlı güreşlerini izlemeye gittik... Amet Kesgin'in (caf caf ustalarından) oğlu Bekir, Trakya Üniversitesinde fizik bölümünde
o karşıladı bizi... Üniversitenin güreş takımındaymış... Güreşlere bayıldım... Oradaki izleyicilerle yaptığım çok komik bir geyiği aynen iletiyorum:
Ben: Eeee burda altın kemeri alan napıyor? Kemerleri sıkmıyor da ucundan kırıp kırıp bozduruyor mu?
Kel Abi: Verirler mi altın kemeri be abicim.. Bırakıyorlar onu burda...
Ben: Eee ağırlığınca altın mı veriyorlar... Eşek yükü altın eder be!
Şapkalı: Yog be abiciim be! Olursun sadece baş pehlivan burda , vermezler öğle ii mangır......
Ben: Ee nerden para kazanıyo bunlar...
Şapkalı: E be abicim bunlar baş pehlivan olunca "Ben kırkpınar kazandım" derler , davet edildikleri yağlı güreşlerden gitmeden daha cukkalarını isterler...
Elif: Kırkpınar albüm gibi, asıl turneden para kazanıyorlar yaniii



*"Lie To Me" diye bir dizi var oradan öğrendim:
Şaşkınlık, korku, yalan söyleme, bunların hepsideki yüz şekillerimiz evrenselmiş… Yani mimik hareketleri aynı…. Ama Minnettarlık kültürden kültüre; doğudan batıya büyük farklılıklar içeriyormuş… Minnet duygusunu çözmek zormuş… (bu sağlam bir deneme yazısı girişi, ama ben tadında bırakıcam, olgu hakkında dini, cinsi ve politik tespitlerimi kusmuycam… ama belli olmaz belki haftaya kelimelere boğarım)

*
Rumuzun derinlerinden gelen huyları psikiyatristler sık sık eski çağlarda yaşadıklarımıza bağlarlar… Bence kötü haberleri duyma isteğimizde de bu geçmişimizin izleri etkili… Eski çağlarda bir bireyin, kazaları felaketleri o kişiler nasıl yaşadı; nasıl kurtuldu bunu öğrenmesi kendi savunma mekanizmasını güçlendirmesi için iyi bir yoldu denebilir… Lakin günümüzde bir anahaber bültenini sonuna kadar dinlemek için sayko (psikopat) olmak gerekiyor… Dedikodunun da temelinde bu yattığını düşünüyorum… Bu temelde sadece şunu anlayabilirim; iş yerinde, okulda bir arkadaşımız yaptığı hata sonucunda nasıl bir cezalandırmaya tabii tutuluyor… Bu en azından kendi gardımızı almamız için iyi… Ama kötü haber müptelası insanlar var… Hele siyasi tipler, hele de bunların sadece kendi yandaşlarını dinlemesi, kendi taraflarındaki kaynakları okuması… Bu insanların tümüne çok rahatlıkla diş hekimliğimde aldığım psikoloji ve psikiyatri eğitimimi kullanarak, ‘saykoya bağlamış’ diyebilirim…

* * Statükocuların Status Que duruşu: "in the army now"


Doğal Mizah
Haber Türk'te yazıyordu Türk Androloji Derneği ,Türkiye çapında yaptığı araştırmada
Erkeklik değerlerini en yüksek İzmir ikincisi ise Trabzon olarak açıklamış... Konyanın sonuncu olduğu
ve Ümit Aktan'ın iletişimiyle yapılan sağlık taramasında en bomba cevap gene Trabzon'dan gelmiş:
"Biz ikinci olduk ama birinci sayılırız: Bir izmir’li hatunlara bir de bizimkilere bakın
Onlar o kadınlar sayesinde birinci oldu bizim skorumuz daha önemli"
Silahın bu kadar yaygın olduğu bir memleketin kadınları iyi sizi kurşun delisi yapmıyor…

* Daha ağır yaşanmışı var:
Ürolog: Buyrun rahatsızlığınızdan bahsedin…
Hasta: Bizim Ahmet çavuş biraz hasta beyim!
Ürolog: Tamam çağırın arkadaşınızı o gelsin anlatsın derdini…
Hasta: Ahmet Çavuş burada beyim…
Ürolog: Sen misin Ahmet Çavuş!
Hasta: Yok Beyim benimkisi Ahmet Çavuş… Pu ha ha ha ha

* Ekonomiye dair bir tespitte bulundu hastam; Artık gençler mahalle aralarında babalarının arabalarıyla üç dört arkadaşını alıp turlayamaz oldu… Dışarıdan bakıldığında çok kıroca bulunan bu hareketi gençliğinde yapmamış olan varsa, ondan korkarım… İleriki yaşlarımızda bize acayip dip hareketler gibi gelen bazı şeyler vardır ki dönemimizde biz onları yapmışızdır… Örneğin Karate filmleri iğrenç filmlerdir ama hangimiz çocukken onlara bayılmıyorduk ki, Nuri Bilge Ceylan bile (hatta krzysztof kieslowski) bile bir karate filmi sonrası arkadaşlarıyla çimlerin üzerinde “hayt huyt” yapmıştır… Bu arabada turlamak da öyle bişii… Üstelik çok da evrensel, dünyanın her yerinde genç ergenin bir numaralı olayı… Seinfeld son stand-up’ında bununla iyi dalgasını geçiyor: “Nasıl bir huysa aya bile araba götürdük… orada bir tur atmak için araba götürmek nasıl bir erkek mantığı”


Kalın Sağlıcakla
Dt Cihangir Bayburtluoğlu
cibay@hotmail.com

Etiketler: