gülme duvarı 13. sayı aralık 2009
Gülme Duvarı
Eski açıkhava sinemalarında kirece boyanmış duvarlarda filmler
oynatılırdı...
Böyle paslı bi yağmur suyu izi olurdu yer yer...
Ve hep komedi filmleri oynardı...
Onlar birer gülme duvarı olabilir mi?
* Çağlayan Akıcı - Mecidiyeköy Akıcı - Boğazköprüsü Akıcı
Püfür püfür vapura binmek AKILCI
* Çağlayan AKçı Mecidiyeköy Ulusalcı Boğazköprüsü Kararsız...
* 'İki nokta üst üste'yi sevmem: Gevezedir
Üç nokta yanyanayı severim: Diyiceğim var diyemiyorum, sen beni
anladın der...
'İki nokta üst üste' de bir nokta diğerine yukardan bakar...
Üç nokta yanyana da noktalar arası bir dayanışma vardır...
Tek nokta yalnızlığı simgeler... Nadiren kullanmam belkide ondandır...
Kara Mizah'tan Kürşat'ın sokakta gördüğü adamı çevirip:
"Abi ben seni bi yerden tanıyorum...
Dayanamıycam yaa...
sen beni tanıyor musun nooolur sööyle?" demesi
Durdurduğu adamın: "Sorun diil günde 10 kere bana bunu söylüyorlar,
ben mecidiyeköyde akbil dolduruyorum" demesi
* Mehmet Ali Erbil'in
"Ağzına Sı-ıalık" derken ki kıvırışı komikti be!
Kara Mizah Merkezi Geyikleri
Yer arabanın içi... Kavacıktan KMM pikniğinden dönüyoruz...
Deli Trafiğe takılmışız...
Faruk: Hindistan'da trenler o kadar yavaş gidiyormuş, o kadar yavaş
gidiyormuş ki trenden inip alış veriş yapıp tekrar trene
binebiliyormuşsun...
Cihangir: Nassı yaa! Her ay orda tren kazası oluyor ... Şu kadar adam
yaralandı bi sürü insan ziyan oldu şeklinde haberler duyuyoruz...
Faruk: Ya sen hiç hızlı tren kazası dendiğini duydun mu Hindistan'da
Allah allah... Yani onlar için 'inek inek'...
Derya: İyi de bu kadar yavaş gidince trenler böyle 'tin' diye burun
buruna dokunuca bu kadar insan niye ölüyor?
Faruk: Yaa onlar yolculuğun inanılmaz bunaltıcı uzunluğunda
yaşlılıktan ve hastalıktan ölenler... Yoksa travmatik bi durum yok...
Yusuf: Trenler birbirine dokunuca trenlerde ölenleri dışarı
çıkarıyorlar ööle mi?
Alper ile Yusuf yeni avrupa turlarından gelmişlerdir... Alper sürekli
"avrupada bu yok şu yok" diye memleketinin kötü taraflarını
eleştirir...
Alper: Avrupa'da bööle şeyler hiç yok!
Kürşat: Ne yok?
Alper: Avrupa'da yok yok!
Cihangir: Yaa sıkıldım ama bu 'avrupa'da şu yok bu yok' demenden
Alper!
Alper: Tamam başka bişii diim... Berlin'e gidiyorsun türkler
çimenlerin üzerine yayılmış piknik yapıyor... Almanlar bisiklete
biniyor koşuyor... Kimlikler duruşlardan bile çok çabuk ayırt
edilebiliyor...
(Faruğun ablasından kelle bir ingiltere tecrübesi var)
Faruk: İngilizler döneri kendi yemekleri sanıyormuş...
Alper: Ama avrupa'da almanlar çok ezik. Diğer ülkelerin müzeleri sırf
sanat eserleriyle dolu. Bunların ki hep tarihi utançlarını
sergiliyorlar. Berlin duvarı; yahudi kampları falan...
Derya: Utanç duvarı...
Faruk: Utanç duvarı mı... ööle bi duvar yok!
Derya: Utanma duvarı?
Faruk: Ağlama duvarı var!
Cihangir: Gülme duvarı? (içimden 'vay iyi bir köşe adı olabilir Gülme
Duvarı')
Yusuf: İyi bir köşe adı olabilir bu...
Cihangir: Yok bence eski açıkhava sinemalarında kirece boyanmış
duvarlarda filmler oynatılırdı... Böyle paslı bi yağmur suyu izi
olurdu yer yer... Ve hep komedi filmleri oynardı... Bence Gülme Duvarı
diye ona demeliyiz KMM sözlüğümüzde...
Alper: Avrupa'da böyle deniz kenarında ev yok...
Cihangir: Lan tüm sahil şeridi mi gezdin! Nereden biliyorsun?
Alper: Avrupada böyle trafik de yok!
Cihangir: Pekii avrupa da en çok hangi kelimeyi kullanıyorlar var mı
yok mu?
Alper: Yok
Yusuf: Ama Amet Abiyi kesinlikle Eyfel kulesine bindirmeliyiz!
Eyfel'de hep aklıma o geldi...
(Ustalarımızdan Amet Abi'nin deli bir yükseklik korukusu var...
ilerde bununla ilgili çok komik KMM anıları okuyabilirsiniz bu köşede
şimdiden söyliyim)
Faruk: Radyo bulunmasaydı Eyfel Kulesini yıkacaklarmış...
Alper: Amet Abi, zorla bindiimiz gondoldaki gibi: "Durdurun şunuuu ...
Sööle durdursunlar şunu Cihangir!
diye bağırırsa" Eyfel'de deli güleriz!
Cihangir: Eyfel'in nesine ööle bağırcak yaa! "Durdurun! Turizmi
durdurunn!" diye mi?
Yusuf: Avrupada bööle geyik yok...
South Park Sessizliği
Derya: Şehmuz gene patlattı ... Platonik sevgilim yerine Botanik
sevgilim dedi...
Cihangir: Yaa hani sevgili çiçektir o babda demiş olabilir...
Derya: Kütük de olabilir ha ha ha!
Faruk: Platonik aşk olur... Platonik sevgili olmaz!
Derya: Yaa o kadar hatayı mazur göreceksin... Adam para kazandığı
şeyin adını bile bilmiyor... Spekülatif atak yerine sportif atak
diyor...
Cihangir: Vayy sportif atağı golle sonuçlanmış yanii"
Derya: Oolm araba almış!
Alper: Minimum nöron sayısıyla araba kullanabiliyor ben kullanamıyorum
yaa... Çıldırıcam!
Cihangir: Yok Alper yok... Sende cesaret yok oolm!
Etiketler: gülme duvarı


0 tane yorum:
Yorum yazabiliriiiim!
<< Anasayfa