Gülme Duvarı 10. Sayı Eylül 2009
GÜNAYDIN
Dergiyi zebah zabah alıp okuyanlar için, şööle bi şatafatlı günaydın
merasimi
(Bir dahaki sefere tuvalette okuyanlar için bir seremoni yazıcam...
Şimdiden hazırlanın...)
GNYDN : ) (internet günaydını)
Genaydın (gene günaydın babında)
Good Morning (bilmeyen var mı?)
Çaying Çong (Çince desem)
Vuiypçediş'ü (Çerkezce)
Rojbaş (Kürt Açılımı)
Gunoorsun Aydıoolsun (Sözde Ermenice)
Haçan Güdesin Aydın (lazca)
Koğuşş Kalk! (askerce)
Kalk Lan! (Kötü Polis)
La Daalın La! (iyi Polis)
Ügh ürü üüüüüüü! (horozca)
Yaz aydın (eskimoca)
Dobra Ultra (Rusça)
Dıprıçka lada (sallama rusça)
guten burgen kingen (sponsorlu almanca)
Ugh! Var günün aydın olmak (ret kid kızılderilicesi)
Akşam olsa da sabahlasak (metüst)
zingeralle zingeralle (yani İspanyolca sabahları zinde kalk) ... daba
dap daba dap ('zingeralle zingarella' dan sonra insanın gayri ihtiyari
söylediği şey)
Kagın Garii (batı)
Zebaha kadar muhabbet (doğu)
Hep gene günaydın beyaauv! (Trakya)
lö günaydın (fr)... la günaydın... looo günaydın...
Gudun Morgen Aht (Hitler Almancası)
*@!%.? (Hasbi Tembelleri)
Gün mü bu kadar aydın; yoksa ey gece; sen mi bu kadar baydın...
(şekspirvari oyunculuk)
Aman sabahlar olmasın (kirli)
Evrenin en küçük yıldızlarından biri olan Güneş'imizin, sekiz dakika
sonra gelen ışıklarının bizi ve sizi aydın kılmasını temenni etmeye ne
hacet ... Zaten öyle bişii fiziksel olarak gerçekleşiyor... Vel hasıl
kelam, bil fiil ve hatta Filhakika bi de minşerrin ahad; mecazi olarak
gününüzün aydın geçmesini dilemek düşer bu zaatı muhtereme...
Ne Bayburtlu Muyum?
(Bayburtluoğlu Bayburtluoğlu olalı böyle zulüm görmedi)
cafcaf forum'da benim hakkımda en çok merak edilen şey memleketim
olmuş... "Hemşerim mimleket nire?" sorusu beni hep farklı duygulara
yöneltmiştir. Varoşlarda uzun yıllar diş hekimliği yaptım. İnsanların
bunu iletişim malzemesi olarak çok sık kullandıklarını gördüm...
Rahatsız oldum. Hele bunu kullanarak ve hekimliğimi hiçe sayarak,
pazarlık etmeleri beni delirtti. Bana "Miloş Forman" sinemasından
hoşlanır mısınız?" dese; Geleneksel türk tiyatrosundan muhabbet açsa;
Mesneviden bişii patlatsa ya da en azından; "insanların Melamilikten
hiç feyz almadıklarından muzdarip olduğundan" dem vursa; sıkı sıkı
sarılcam, öpücem, "kardeşim benim" diicem... Gerekirse bedava implant
yapıcam... Ama yok, illa o "hemşerim" yaftasıyla beni kendi kafesine
koyacak, ardından o hemşerim kelimesini ne kadar pervasızca
kullandığını ispatlarcasına "mimliket nire!" diye soracak... Huy
edinmişler işte... Sinir oldum... Soyadımın da böyle memleket
mimlemesine de ekistiradan tilt oldum...
Ama bigün k.m.m. sözlüğünde "burt" kelimesinin manasını gördüm, bütün
düşüncelerim değişti... İlk üç tırt manasını okuduktan sonra üçüncü sizi
de etkileyecektir umarım:
Burt (KMM sözlüğü)
1- izole edilmemiş camlardan gelen soğuk hava:
"Pencere kenarına oturmuş, bütün şehrin günahlarını örtercesine
kaplayan
karı izliyordum... Hapşırdığımda bana ömür verecek, eşimin dostumun
olmadığını hissettim
yalnızlıklarla dolu odamda... İçimden 'çerçeveler çok eskidi, bu burt
burnumdan getirecek bu sene' diye geçirmiştim ki uzaylıların, insan
adenezin trifosfatlarında çeşitli diferans... "
Selim Sırrı Tarcan '5 Vakit Cimnastik' spor mecmuası aralık 1954
2- Çarşıda pazarda pervasızca alışveriş yapan kadın, pazarlık yapmadan
mal alan kadın:
"Tasarruf, kurd-ül iştah imdigen hatun-ül hüsran,
hatun ola burt eyleye şigeste tırt-ül bakiyeyi hanedan"
Edeb Şems Bayburtluoğlu (Divan Edebiyatımızdan Çekyat Şiirler)
Ve "burt" kelimesinin kmm sözlüğündeki üçünce ve son manası... İşte
bunu öğrendiğimde dünyam değişti:
Burt
3- Kuyrukta beklerken, önündeki bireyin "ben iki dakka şuraya
gidiyorum, yerime bakar mısınız" diye sorduğunda; babacan bir baş
eğmesiyle onaylayıp; kibir yapmayan; sonuna kadar hak gözetip; 'ben
bekledim bu ne halt etmeye gitti, aha da şu kadar
zamandır yok' demeyen; onurlu erdemli kişi, etnik grup veya tüzel
kişilik
Vay beee bayburt o zaman bay... bla bla bu yukardaki özelliklere sahip
kişi demek...
Şimdi göğsümü gere gere Bayburtlu'yum diyebilirim...
(Yahu böyle ütopik şeyler tasarlıyorum sonra yaz yaz bitmiyor...
ben Bayburtlu falan diilim aslında... Üvey dedemden geliyor bu soyad...
Biri bana "nerelisin" diye sorduğunda "kapadokya trakya" diyorum
sinsice...
Baba-anne o taraflılar... Ankara doğumluyum, izmir büyümeyim,
üniversiteyi istanbul'da okudum... Bilmem merakınıza mashar olabildim
mi?)
* Bir dahaki ay Gülme Duvarında, özürlü kardeşlerimizin neden kendi
özürlü oldukları konuda bir sanat veya spor alanına kendilerini
yönelttiklerini inceleyeceğiz... Tekerlekli sandalye ile basketbol
oynamanın anlamını araştıracağız... Görme özürlü ressamımız Eşref
Armağan üzerinden haber yapan dış medya ile iç medya arasındaki farkı
gözler önüne sericeğiz... (bbc, discovery chanel gibi kanallar Eşref'in
bu inanılmaz mucizesini belgesel yaptılar ... Eşref'i ta İtalya'ya
götürüp orada bir yapının üç farklı açıdan resmini yapmasını
istediler... Durumu inceleyen profesörün hayranlıktan gözyaşlarına
boğulması bizim medyamıza input olsun diyorum başka bişii demiyorum...
Kalasınız saalıcanan...
dt Cihangir
Bayburtluoğlu...
"Kahkaha erdemli olmanı engelliyorsa,
Sırıtmak yavşak yapıyorsa seni,
Gülme duvarına gelmelisin
Buradan gülümsemelisin"
Bayburtlu Zihni (sinir)


0 tane yorum:
Yorum yazabiliriiiim!
<< Anasayfa