Pazartesi, Ekim 25, 2010

gülme duvarı 25.sayı eylül 2010

Gülme Duvarı

Durum Esprisi:
Hacivat ile Karagöz boks ringinde, hakem sürekli kafa atan Karagöz'ü uyarır:
"Darbe-ül Ser Yesag'tır,
Olursun ring-ülv diskalifiye..."

Karagöz hayal perdesinde hayal kurar... (hayal-ül inception)
Kendini uyaran hakem'in alnının ortasına gömerken görür:
Hakem: Olursun diskalifiye!
Karagöz: Bıy bıy bıy, asıl sensin pis kalite!

Kelime Esprisi:
- Ah anam! Ohh! N'oluyor yahu?
- Abi pis dolandırıldık, bize tekne turuna diil, tekme turuna çıkarmışlar...
- Ee! Durmadan tekme mi yenir... Bu ne be!

* Medyamalaklarından bir veyjey kardeşimiz:
"Hoş geldin 12 ayın sultanı Ramazan" demişti...

* Ramazan'ın en çok hoşuma giden tarafı sosyal yanı...
Bünyelerin aynı hareket etmesi; eş, dost bi aş etrafında aynı saatte
birlikte olması...
(Normalde birini yemeğe davet ettiğinde, ya geç kalır; ya tok gelir...
Hani bunlar yaşanmaz Ramazanda)

* Klişeleşmemiş Eski Ramazanlar geyiği:
Vapurlarda sigara yasaklanmadan önce, Ramazan ama Ramazan'ın sonbahara
falan denk geldiği zamanlar... (O püfür püfür Ramazanlar..) İftar vakti
camilerin ışıkları boğaza düşerken birden vapurlarda alev alırlardı ...
Bu kadar insan sigara ağzında, çakmak elinde orucunu sigarayla açmak
için bekler mi?

* Yoktur herhalde:
Amsterdam için iftar vakti...

* Almanların kişi başına bizden daha çok sigara içtiğini biliyor muydunuz?
(Ben de oradaki 3 milyon Türk ile ilişkilendirmiştim olayı... Bizim
kadar kolikler adamlar ya... Gözlerimle gördüm...)


* Kibir:
"Ben olsam benim sözümü dinlerdim"
Kendini beğenmişlik:
"Ben benim olduğum ortamlarda çok eğleniyorum"
Aşırı Özgüven:
"Ben olmadan asla"

* Sallandıran Aleksandırları sallandıracaksın taksim meydanında,
bak bakalım bir daha sallandırıyorlar mı?

* Yolda sağına soluna bakmadan yürüyenlere diyorum ben sık sık
"Aleksandır" diye...

* Satranç tahtasında Vezirden sonra en büyük güç kaledir...
Ama onun yeri en uzak köşedir... (ya buradan baba bi laf çıkarcam ama
hadi hayırlısı)

* Seçim zamanlarını çok gördüm...
Belediyeler asfalt dökelerdi bir gecede... Arabalar çekilmeden gelişi güzel...
Sabah bakarsın sanki yeni yağmur yağmış gibi... Yeni park yerinden
çıkmış arabaların altlarında asfalt falan yok... Nasıl bir kepazelik
anlayın...

* Bu esprilerin çoğu yollarda aklıma geliyor... Trafiği
değerlendiriyorum... Aklıma geleni kaydediyorum...
Demek uzun yol, Tır falan şoförü olsam roman yazıcam...

* Tayfun Talipoğlu'nda vardı bir adam, yollarda derviş olmuş... Acayip
güzel konuşuyordu...

Avam Mizah:
- Metrobüs Avcılara kadar gidiyor... Kiralar orada acayip ucuzmuş...
- Ordu'da da kiralar çok ucuzmuş... Üstelik o da tek otobüs... Gidip
yerleşecen mi?

* Güzellik Övecelidir...

* Bir ortamda tartışma varken, ortamı mülayim bir biçimde izleyen adam
bir ara şahit gösterilir veya onayı alınmaya çalışılır... Taraflar onu
kendine çekmeye çalışır...
- Ya haklı diil miyim Rasim abiciim ya!
Falan der birisi mesela...
İşte bu Rasim abi, birden kendine biçilen bu paye çok hoşuna gider,
mütevazi gibi davranmaya ve konu hakkında bişii bilmese de üst bir
tavır sergilemeye çalışır... "Sen de haklısın, sen de haklısın, hanım
sen de haklısın" düsturuyla yaklaşır... Kendini yüceltir...
İşte o ortamdaki en şerefsiz adam odur... Taraflar kendi davaları
adına ne kadar yalan söyleseler de onun kadar yalan olamazlar...

Mizahi tanımlamalar:
Lohusalık: Hamilelik Nekahatı
(Nekahat diil "Nekahet" miş doğrusu... Yok arkadaş ben bildim bileli
buna nekahat denir...)


Tarih:
* Marcus Aurelius Roma Meydanı'nda yürürken arkasında bir uşak olurmuş.
Uşağın tek işi, insanlar ona şükranlarını sunduğunda...
Marcus'un kulağına "Sen sadece insansın" diye fısıldamakmış.

* Osmanlı Padişahları saraydan çıktıklarında halk onlara bağırırmış:
"Böbürlenme padişahım senden büyük Allah var..."

* Firavunlar geceleri dışarı çıktıklarında,
"Güneş tanrısı RA'dan mı korkuyon oolm!" derlermiş...

* Amerikan başkanlarına sık sık paralarının üzerindeki
"Tanrıya inanıyoruz" ibaresi gösterilirmiş...
(İnsana insan gibi davranmayan, bence en büyük Allahsızdır...)

* İtalyan misafirlerimiz vardı... 100 liranın arkasını gösterdi ve "bu
kim?" diye sordular...
Baktım "Itri" yazıyor... "Ünlü bir Türk müzisyen" diyebildim sadece... Bir
bestesini mırıldanabilir misiniz falan gibi baktılar... Bi Dakka ya...
Bence bunu yapabilecek 100 kişi bulamazsın... Ben bi kelime bilmiyorum
adama dair... Adı da Buhurizade'ymiş... İddia ediyorum Türkiye'de
Mozart'ın adının "Wolfgang Amadeus" olduğunu bilen milyon kişi vardır,
Itri'nin adının Buhurizade olduğunu bilen 5 kişi yoktur... Tamam 5 kişi
vardır da onlar da zorlanır hatırlamakta...

Akşam eve gelirken lanetlenmiş gibi hissettim kendimi... 5 yıldır
oturduğum evin karşısındaki sokağın adı da "Itri" miş... Bu ne ya!




* Pakistan'da günde 8 kez ezan okunuyormuş... Bunun nedeni 3 vakit
namaz kılınan bir mezhep ile 5 vakit namaz kılınan mezhebin
vakitlerinin birbirine uymamasıymış... (Kaynak : Yeni Pakistan'dan
gelen kardeşim)

* Hıristiyan azınlığın daha fakir olduğu tek Müslüman ülkesi Pakistan sanırım...

* Pakistan'ı ziyaret eden SSCB başkanı Brejnev (Bu ara adamın adını
sörç ettim gugul'da midem kalktı... Tipinden diil, yani o da Allahın
kulu... Adamın üçüncü fotoğrafı, başkan yardımcısını dudaktan dudağa
öptüğü fotoğraf... Yazarken bile içim kalktı...)

Ya konudan konuya atlıyorum ne yazacağımı da unutuyorum, neyse bu
Brejnev kazması Pakistan'a gider... Sokakta ilerlerken birini işerken
görür... Yanında oturan Pakistan başkanına bakar... Pakistan başkanı:
"Efendim biz öyle bir özgürlükçü ülkeyiz ki, sokağa işemeyi yasal
kıldık" der...

Brejnev ülkesine döner dönmez sokağa işeme yasağı getirir... Hatta
görüldükleri yerde vurulmasını emreder...

İki gün sonra Gazetelerde şu haber çıkar: "Pakistan büyük elçisi,
Kızıl Meydanda işerken vuruldu..."

* Yusuf'un babası'da Pakistan'a gittiğinde bu manzaradan muzdarip
olmuş... Herkesin çok rahat bir biçimde sokağa işemesi... (bari bizim gibi
uygar olun imzanızı falan atın duvara... )

* Pakistan deyince hep aklıma, Benazir Butto'nun Türkiye ziyareti ve
Tansu Çiller ile yaşadığı kepazelik gelir... Star televizyonun aynı anda
çektiği bu kepazeliği hatırlayıp bize yazanlar arasında çekilecek
kurada, kazanan bir okuyucumuzu Pakistan'a tatile gönderiyoruz...

* Pakistan'da yaşanan sel felaketine çok üzüldüm... Allah sabır versin...

Dt Cihangir Bayburtluoğlu
Kalın Sağlıcanan...

Bayramınız Kutlu olsun...

Etiketler: