gülme duvarı 22. sayı 1 haziran 2010
Gülme Duvarı
Özdeyişler
"Bir yere en geç giden oraya en yakın olandır..." Haşim İşcan (ünlü bir
alt geçit sahibi)
"Çok çalışan yorulur" Gazi Osman Paşa (Türkiye'nin en büyük nüfusuna
sahip ilçesinin kurucusu... Fatih bilseydi İstanbul'un oralara kadar
uzayacağını, çok da uğraşmazdı sur içini almak için...)
"Bir adresi, daha kötüsü bar adresi tarif ederken kullananız diye mi
yaptırdık biz o camiyi, bire zındıklar!" Ağa (İstiklal Caddesinin
ortasında camii yaptırmış bir hayırsever)
"Mutluluk İstiklalde" İmam Adnan (Taksim'de ünlü bir sokak sahibi) -necipten-
"Dünyanın en büyük dönerini yaptık" Mithat Bereket (Bereket Döner
CEO'su) -necipten-
* Sözlerinize katılıyorum ama gülmekten katılıyorum...
Bu kelam bana mı ait bilmiyorum... Hani benden önce biri söylemişse de
çok sahip çıkmıycam... Öyle çok da beğenmedim baabında... (Dönem mizahı
gibi oldu, 60'lar falan...)
* 80'lerden kalma, yerel bir otomobil sloganı:
"Bir el atalım gençler!"
* Germiyanoğulları
Hani şu "Almanya'dan oğlum gelecek, evimden çıkar mısın" diyen
efsanevi evsahibileri cinsinin oğul türlerine verilen ad olsa manası...
(80'ler mizahı mı yapmış oldum?)
Kıl teyze sorularını bertaraf etmek:
- Sen kimin oğlusun bakim?
- Germiyanoğluyum!
- Bak sen...
* Anahtarlık ve anahtarlar
Şimdi herkes çıkarsın anahtarlığını cebinden ve bi baksın... Neleri
açabildiğinizi, neleri açamadığınızı bir tartın... Düşünceler
dehlizinde kapılar aralayın bu anahtarlarla... Ergenseniz ve hiç
gereksiz anahtarınız yoksa cavcavlı, kıllı tüylü anahtarlığınızda,
yaşı kemale ermiş bir amca bulun ve sorun anahtarlığında hiç
bilmediği, hatıralarının silindiği, kaç anahtar var diye... İnsan
yaşlandıkça artar o işlevini yitirmiş ama atılmamış anahtarlar,
anahtarlıklarda... Hani bazen çantayı sonuna kadar boşaltırsınız,
cüzdanınızın tümünü bir kenara yığarsınız (hele hele bi şekilde suya
boğulmuşsa o cüzdan) ama anahtarlığınıza o yapılması gereken bakımı
yapmazsınız... Yapın bu iyiliği kendinize... Ama sağa sola da koymayın
onları... Biriktirmeyin onları çekmecelerde, kalemliklerde... Sonra bir
gün hiç ummadık bir yerde çıkar karşınıza, "neydi bu" diye
delirirsiniz... Bazen o kadar önemli bir kapıyı açmıştır ki o,
beyninizin hatırlar kıvrımlarında çıldırırsınız... Eskiye dair sevgi
kırıntıları kalmış anahtarlar hep umut taşır nedense... Ve umut,
Pandora'nın kutusundaki en acımasız anahtardır...
"Lan bu kadar anahtardan biri bunu açmaz mı?" düşüncesi ise
hayalperestliğinizin sınırları zorlar...
(eldeki anahtarlarla olmadık bir yeri açmayı denemek)
Şehrin anahtarlarını anahtarlığında taşıyan politikacının da Allah
belasını versin, ne diim...
- Hanım bu Malatya'nın anahtarı mıydı, Adıyaman'ın mı? Hep karıştırıyorum...
- Malatya'nın kini çoğalttık, bir milyonunu da girişte nüfus yazan
tabelanın altına koyduk ya bey... Onlardan biridir herhal...
Üniversitede, yurtta kalırken çöm dönemimde odadaki abiler ben yokken
benim dolabımdan neleri kullandıklarını söyleyip dururlardı... Dolap
kitli olduğu için ben de onlara "he" der yoluma bakardım... O gene o
kantinde satılan anahtarlar o kadar b.ktanmış ki çekince kilit
açılıyormuş... Millet benim traş kolonya mı, ıvır zıvırımı sırf o
anahtarı kullandığım için nispet yaparcasına yağmalamıştı... Sonra
gittim mıknatıs anahtarlardan aldım... Onlarda birbirlerini açtığını
öğrenmiş büyük hayal kırıklığına uğramıştım... Ben de dolabımda değerli
bir şey tutmamaya özen gösterdim (zaten hiç olmadılar)... Mukadderat
şeklinde yaklaştım olaya...
'İskelet Anahtar' diye bir film vardı... Çok iyi bir alacakaranlık
kuşağı formatında bir film... Ben beğenmiştim... Filmi izlerken yaptığımız
geyikte: "Len şimdi bu filmin tüm gerilimi hani şu eskiden herkeste
olan iskelet anahtarlıklar var ya, ona dayansa ne güleriz" demiştik...
Hakkat bir ara ne modaydı o iskelet anahtarlıklar... Görsem şimdi
koparım...
Falcılar ellere bakmamalı bence... Bir anahtarlık, içindeki anahtarlara
bakmalı... Oradan acayip bir karakter tahlili yapılabilir çok daha fazla
şey söylenebilir bence...
* Anahtarlar bilim kurgulardan hiç hoşlanmazlar... Çünkü geleceği
kurgulayan tüm filmlerde kapılar "pıss pıss" diye açılır... (Nedir
kardeşim, bu anahtarların bilim kurgu tasarımcılardan çektiği...
Gelecekte insanlar anahtar kullanmayacak düsturu... Acaba Matrix
serisinde o yüzden mi anahtarcı diye bir karakter koymuşlar... Bu filme
dair bişii keşfetmiş gibi hissettim)
* Yancı kanunları:
Madde1: Yancı soğuk bir şeyler içmez... En fazla çay içebilir...
Madde2: Yancı, oyunculardan birinin oğlu ise oturur oturmaz soğuk bir
şey ısmarlanır... Bu durum Madde1'i bağlamaz...
Madde3: Yancının hakkı kaşarlı tosttur... O da çok seviliyorsa... Karışık
ya da çift kaşarlı söylenmez söyleyemez...
Madde4: Yancının ortaya atılan sigaradan alabilmesi, otlakçılık
derecesiyle ters orantılıdır...
Madde5: Yancı oyunculardan birinin oğlu, yeğeni ise, sigara almaya
gönderilir, paranın üstü çocuğa kalır... (Gördüğünüz gibi bu madde
yasalarımızla çakışır... O çocuğun sigaraları alması yaş bağlamında
suçtur... Ama yasalar, söz konusu 'yancı kanunları' olunca, olaya esnek
bakmaktadır...)
Kalasınız Sağlıcanan
dt Cihangir Bayburtluoğlu


0 tane yorum:
Yorum yazabiliriiiim!
<< Anasayfa