gülme duvarı 20. sayı 1mayıs 2010
Gülme Duvarı
Ticari hayatın en çok kullandığı mizah, kelime esprisidir... Farz-ı
muhal (ki ben farz-ı misal demeyi severim) iç çamaşırı sektörümüz,
İtalyanların ve bilumum Latin dünyasının köklü ailelerin için
kullandığı "Don" kelimesinin bizdeki eşsesli manasına gönderme yaparak
mizah yapmakta...
Farz-ı misal:
Don Juan;
Don Atello,
Don Corleone,
En Kötüsü:
Kilot Kişot...
Flashforward (yakın gelecek)
- Efendim İtalyan Büyükelçisi arıyor... İtalyan Hükümeti, bizim iç
çamaşırı sektöründe "Don" kelimesini kullanmamıza karşı ültimatom
vermişler... İtalyan Dışişleri Bakanı yaptığı açıklamada, bunun bizim
"Don kültürümüze ve Ahlak bilgimize" yakıştıramadığını söylemiş...
- Ee! Onlar da bizimle alay etmişler... Bana İtalya Diyanet İşlerini
bağlar mısınız?
- Vatikan'ı diyorsunuz...
* EyjafjallaJökull: Sanırım bu yanardağın patlarken çıkardığı
sestir... Niagara "Ne yaygara" gibi...
Ama bana daha çok bir sarhoşun "estağfurullah" demeye çalışması gibi
gelmişti başta...
Flashforward , Yakın gelecekte bir bilgi yarışması:
- İzlanda'da aktif bir yanardağın adı... 2010 yılında Avrupa hava
trafiğini feci etkilemişti...
(Yarışmacılar toplu halde sunucuyu döverler)
* Nasılsınizm-1
- Nasılsın?
- İyi olmaya çalışıyoruz...
- Nesin sen Pesimist Polyanna mı?
* Sabah sabah ne öğrendim, Seda Sayan yayından kaldırılmış... Bi
üzüldüm ki sormayın ... Ehehe!
* Bu ara sabahları televizyonları doktorlar basmış... Bundan sonra
viziteler öğleden sonra mı yapılıyor, nedir durum?
Zaytung isminde absürt haber sitesi var... Yıllardır bu mizah
yapılır... Sonunda bir merkezde toplanacak... Bir kaç tanesine çok
güldüm:
"Alman Ampute Milli Futbol Takımı'nda Sakatlıklar Teknik Ekibi Düşündürüyor"
"Hemoroid Hastalarının Oturma Eylemi Kanlı Bitti..."
"Astım hastalarının eylemine polis biber gazı ile müdehale etti: 127 ölü"
" İsviçreli bilim adamlarından kelliğe kesin çözüm: Şapka"
Ben de bi tane bulup yolladım:
"Şeker hastalarının açlık grevindeki ölü sayısından endişe eden
yetkililer toplu intihar etti..."
Ve çok ince bir politik gönderme... Biz Cafcaf olarak mutlak ve mutlak
böyle inceden giydiren politik mizahı üretmeliyiz ikinci sayfamızda...
Ders niteliğinde:
Türkiye Ermeni Cemaati: "Bu Kez Daha Az Kayıp Vermeyi Umuyoruz"
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "Ülkedeki 100 bin kaçak Ermeni'yi
göndeririz" sözleri tehcir konusunu yeniden ülke gündemine taşırken,
Ermeni cemaatinden gelen "Geçmiş tecrübelerden gereken dersleri
çıkardık, bu kez yolda daha az kayıp vereceğimizi sanıyoruz."
açıklaması yürekleri bir nebze olsun ferahlattı.
"Vavien'i izleyip, Coen kardeşlerin filmlerine benzetmeyen ilk
sinemasever'e Vavien filmin orjinal makarasını veriyorlarmış... "
Makara tabii...
Bu ara Türk drama sinemasında ilk onumdan bir filmi atmak zorunda
kaldım: Takva, İnşaat, Mayıs Sıkıntısı, Gemide, Sarı Mersedes, Tabutta
Rovaşata, Eşkiya, Babam Ve Oğlum, Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak,
Uçurtmayı Vurmasınlar, Beş Vakit, Selamsız Bandosu... (10'u geçti
mi... Dalmışım ii mi?)
Artık bunlardan biri uçtu yerine Vavien geldi...
"Doktorlar çok para kazanıyorlar"
Çok da helal para kazanıyorlar kardeşim...
Ortada bizim bilmediğimiz bir köşe dönmece mi var, merak ediyorum...
(Zamanında Başbakanımızca söylenmiş; alındığım; üzüldüğüm bir kelamdır...
Nicedir üstüne bir şeyler yazmak istedim... Nasip bugüneymiş... )
Bir birey düşünün, 18 yaşında üniversite sınavında 2 milyon insanı
geride bırakıp; binde birlik dilime girebilecek kadar ders çalışsın;
kafa patlatsın... Ardından 7 yıl kitaplara boğulsun... Yaptığı iş
direk insan sağlığıyla alakalı olduğu için çok disiplinli bir
eğitimden geçsin... Bunun teoriğini de pratiğini de en üst düzeyde
öğrensin... Ardından bu derece disiplinli sıra arkadaşlarıyla TUS adı
altındaki sınavla rekabete zorlansın... Onların arasından sıyrılıp
uzmanlığına başlayıp bi 5 yıl daha para kazanamasın... Zorunlu hizmet
için bir yerlere gönderilsin... "Yanında birileri doğsun, birileri
ölsün" (Cem Yılmaz)... Sonra da piyasaya çıkıp kendinden önce isim
yapmış aynı branştaki doktorlarla ticari bir kavgaya tutuşsun... Ve
biliyorum ki çoğu başarılı olsa da piyasayla hiç tanışmadıkları için o
vahşi ortamda bocalayıp tepetaklak olsun...
Pekiyi bu 'ticari zekası sıfır' olan 'en eğitimli' bireyini kurtlar
sofrasına atan siz değil misiniz?
Müteahhit zihniyetli insanlara büyük hastaneler yapmalarına ruhsat ve
kredi vererek ve onları SGK bütçesinden paraya boğarak, sağlık
sistemini sosyal ve adil bir hale getirebileceğinizi mi sandınız?
ÖSS'de dereceye girmiş, Hacettepe Tıp ikincisi, TUS üçüncüsü olup
Beyoğlu Göz'den dereceyle mezun olan ve doğu hizmetinden dönüp, iş
arayan bir meslektaşımız akademik kariyer yapmak için bir özel
üniversiteye başvuruyor ve ona 1.250 maaş teklif ediyorlar... Al işte
Türkiye gerçeği...
Çok sevdiğim bir çocuk doktoru ablam, Dudullu'da bir laz müteahhide
ait tıp merkezinde dolandırılıp maaşını hiç alamadığını biliyorum...
Nihat Genç'e atılmış bir mektup olan "bir doktorun trajedisini" bir
gün "Drajedya" olarak beyaz perdeye taşımak çok isterim...
Kral üç oğluna "gidin bir ay para kazanın, getirdiklerinize göre
birinizi kral yapıcam" demiş... Otuz gün sonra çocuklar kralın
karşısına çıkmışlar... En büyük oğlan bir kese altın getirmiş onu
camdan atmış, ortancası iki kese altın getirmiş onu da pencereden
atmış... En küçüğü bir tane altın getirmiş tam pencereden ararken
"Baba atma; onu kazanmak için çok çalıştım" demiş... Kral onu veliahtı
ilan etmiş...
Bu yüzden doktorlar cimridir... Dolandırılmaya karşı büyük tuğlalar
örerler çevreleriyle... Gardlarını deli alırlar... Onlara bişii çok
zor satarsınız...
Bundan kelle düğünlerde havaya para saçan iş adamları, politikacılar
bonkördür... Etrafına para saçan hiç kimseye güvenmem... Siz de
güvenmemelisiniz...
Bir doktorlar bir de yaşlılar kendilerini çok korurlar... (Doktorlar
çok okurlar ama bilimsel literatür takip ederler) Bilmedikleri,
anlamadıkları, kendi alıştıklarının dışında bir dünya gelişmiştir ve
onlar ritmin dışında kalmışlardır...
Ama Telekom böyle insanları çok iyi dolandırabiliyor... Gazetede
okumuştum bizim bilinmeyen numaralar servisi "gayet roman havası bir
melodisi var söyletmeyin bana buradan" dünyanın en pahalı ulusal
telefon görüşmesiymiş...
Eee! Orayı aradığınızda karşınıza çıkan kişi, sizin de internette çok
rahat bakabileceğiniz bir şeyden ismi araştırıyor... Yani internetten
bedava yapabileceğiniz bişii muazzam pahalıya satıyor... Bence tamamen
eski alışkanlıkları olan insanların, zayıf yanlarını kullanmaktan
başka bişii diil... Tamamen yaşlıları dolandırıyorlar... Kınıyor,
ıkınıyor ve sıkınıyorum...
* Ya konu neydi ben bir ara dalmışım... Çala kalem 118'e kadar gelmişim...
Kalasınız Sağlıcanan...
Cihangir Bayburtluoğlu
Etiketler: gülme duvarı


0 tane yorum:
Yorum yazabiliriiiim!
<< Anasayfa