gülme duvarı ikinci sayı ocak 2009
GÜLME DUVARI Ne Acaip Şey -Mizahçının annesini kullanarak prim yapmaya çalışması- Ya annenin buzdolabındaki yoğurt, dondurma, yağ kaplarından sarma, lahana dolması, çökelek, börek çıkmasına ne demeli... Bu yabancılaşmalar psikolojimizde ne derin yaralar açıyordur kim bilir... -Mizahçının kardeşini kullanarak kelime esprisi yapmaya çalışması- (yok be vallaa dedi kapadı) Hamlet komedi olarak yazılsaydı şöyle derdi: Komik duruma düşmek mi, komik olmak mı işte mesele bu... Dt. Cihangir Bayburtluoğlu FASARYA Tekerlekli sandalyenin mucidi Smith Wheel bir hamaldır. Hmm hatırladım geçen hafta söylemiştim... Üstelik çoğu tavuk zehirlenmesinden öldüğü düşünülmüş
Dünyada kendi düşüncelerini yazarak çizerek ekonomik bir şeyler elde eden çok az insan olduğunu düşünüyorum... Pekii tarihte bu nasıl şekillendi...
Yıl milattan önce 4000 küsür... Sümerliler yazıyı bulur... Adamlar kağıdı da bulurlar, lakin çivi yazısıyla yazdıklarından kağıtlar sürekli parçalanır... Vazcayarlar... Dağlara taşlara yazmaya karar verirler... Örneğin ilk dağa yazılan yazı "Her Mezopotamyalı asker doğar" olduğu iddia edilir... Hemi de kireç tozuynan... “Leyn öyleyse sonradan niye askere alıyorsunuz?” der bir kefal... Daha Açıköğretim keşfedilmemiştir... Tecil mecil hak getiredir... Haliyle Hamurabi onu hamur gibi yoğurur... Bu olay karşısında insanlar duyarsız kalmazlar...
O dönenim muhalif medyasından aykırı sesler duyulmaya başlar:
"Sağdıçım, bak ben çok komik bişii yazdım: 'Kralımız çok hödük' "
"Vayy muhalif mizah ha!"
"Bunu Lidyalılara versem bana para verirler mi sence"
"Dış mihraklardan besleniyor diye adını çıkarırlar sadece"
Böylece muhalif mizah, telif, dış mihraklar klişeleri yavaş yavaş yerine oturur ...
Nası Ya
İki bin yıl sonra sonra Platon'un kurduğu Akademi'nin çok zeki ama bir o kadar da haylaz çocuğu Aristo, sık sık okulu asıp sanatla, politikayla ilginemeye başlar... (Oğlunuz çok zeki ama ders çalışmıyor sözü ilk Platon söylemiştir) Akrabaları, arkadaşları "Oolm önce okulunu bitir, baba parasıyla boş işlerle uğraşıp, sağa sola bulaşma" deseler de Aristo bildiğini okur, etrafındaki öğrencileri örgütlemeye çalışır, Platon'un devlet tanımına aykırı, anarşist laflar eder... Yemekhane duvarlarına sloganlar asan politik kardeşimiz sanat konusundaki kaygılarını 'Poitika' adlı eserinde toplar, lakin okuldan atılmaktan da kendini kurtaramaz... Tiyatro'da komediyi aşağılarken, trajedyayı daha bir seviyeli sanat olarak nitelendiren Aristo (biz mizahçılara laf sokmuş yani), af sınavlarıyla geri döndüğü okulunu bitirir ve günümüz fizik terimlerinin büyük bir kısmının isim babası olur... (Ezeli ve ebedi bir tartışmanın temellerini Aristotales ile Platon atmışlardır: Maddede mana arayanlarla, maddenin hallerini araştıranlar arasındaki inanılmaz insanlık tarihi boyunca yaşanan kavganın temellerini...)
Ne Alakası Var Ya!
İki bin yıl sonra biz internet çağı yazarları her yere binlerce kelime yazıyoruz... Kimilerimiz en az bir Rus yazarı kadar uzun; en az Amerikalı yazarlar kadar bilim-kurgusal; en az Mevlana kadar doğru tespitlerde bulunan, (amet abi çok sevdiği için bi de 'Cemil Meriç kadar derin'i ekliyorum) yazılar döktürebiliyoruz… Düşünsenize Dovstoyevski 150 yılda kelamını ulaştırabildiği insan sayısına sizin bir saniyede erişebilme ihtimaliniz var... Dovstoyevski bunu öngörebilseydi yaşadığı çağa sağlam bir küfür sallardı... Bizler mi? Bizler bunun matah bişii olmadığını maalesef biliyoruz... O gün internet sayfamıza giren 3 kişiyle mutlu olabiliyoruz (tesadüfen mi girdi; okudu mu; Allah Kerim)...
Artık hepimiz yazarız ve her yazının tek bir okuyucusu olduğu bir döneme doğru gidiyoruz...
('Anne bak ben ne yazdım'... Anne yarım yamalak dinleyip hiç anlamadan: 'Aferin oğluma, ne güzel de yazmış biricik oğlum benim')
İşte böyle okuyucu... Seni üzen bir öngörüyle bitirdim kelamımı biliyorum... Halbuki bir mizah yazısı okuma niyetiyle başlamıştın! Yarıda mı bıraktın?... Şşş! Hey gitme dur bak komik bişii diicem... (Anne sana söylemiyorum sen sus lütfen... Bak senin yüzünden bi okuyucu daha kaybettim... Lahana dolması da yemiycem işte...)
Ayın Yemeği
Şu Brüksellilere lahana dolması yapıp gönderelim de, brüksel lahanalarına bakıp bakıp ağlasınlar... (Anne sarımsaklı yoğurttan biraz daha getirsene bunun ki az olmuş)
Ayın Kelime Esprisi
Geçen kardeşim aradı: Benazırım Butto! dedi kapadı...
Gezelim Görelim de bu ay
İnternette çok gezen mi bilir çok okuyan mı?
Ayın Filmi Arog
Valla Arog'a gittik ve güldük... Küçük bir eleştiri: Dünya sinemasında iyi mizahçıların iki tür film yaptıklarını düşünüyorum... Bol gaglı, daha popüler filmler ile dramı ağır basan komedileri (dromik)... Jim Carrey'in Salak ile Avanak, Maske, Hayvan Dedektifi filmleri bi yana Aydaki Adam, Truman Show, Sil Baştan filmleri bi yana diil mi?... Yani Cem Yılmaz'ın Hokkabaz'ını daha çok sevmiştim diyerek muhabbeti kesmeyi düşünüyorum...
Yılın Filmi Rambo
2008'i geride bırakıyoruz o yüzden Cem Yılmaz'ın üzerinde çok durmayacağım, yılın filmi Rambo konusunda birşeyler yazacağım:
"Dünyada üç tip insan vardır: isviçre çakısı tutanlar; Rambo bıçağı tutanlar; ikisine karşı kin tutanlar... Üçüne de türk kasaturasıyla girecen o ayrı mevzu..." Polat Alemdar
Bi kere neden bu Rambo kazmasının askerliği bitmiyor kardeşim... Bu kadar sürede adamın Genel Kurman Başkanı falan olması lazımdı... Ama bunun bir pırpırı bile yok...
Nedir abi bunun derdi... Faso seferberliğe mi çağıyorlar; subay mı dövdü; çavuşu mu tokatladı da askerliği yandı; n'oldu, bu kadar senedir askerlik yapıyor... Bu sorulara cevap bulmak için Amet Abi, kardeşim, Bonayla filme gittik... (bakmayın amet abim yan sayfada böyle anayasa gibi derin mevzularda çizittirdiğine Rambo'ya falan geldi bizle... Anlayın artık...)
Filmin başında Rambo nehirde armut toplar gibi kobra yakalıyor... Bu da bütün vucündundaki botoksları açıklar nitelikte güzel bir alaycı yaklaşım... Üstelik ilk büyük aksiyon filmi Kobra'ya da gönderme mevcut bence bu sahnede... Sinematografi açısından iyi yani... Ama devamı çok komik... Rambo çuvallar dolusu tuttuğu kobrayı, kobra gösteri sanatlarında kullanan bir adama sattı... Sadece kobra da diil, dev yılanlar falan dolanmış üstüne, hiç istifini bozmadan bambu kafeslerine istifliyor bunları Rambo... Bu sırada içerde bir kobra oynatıcısı iki kobraya meydan okuyarak seyircilerin yüreğini hoplatıyordu... Çok komik... Asıl gösteriyi Rambo yapıyordu millet arkadakini izliyordu... Kobra alıcısı, kobra başına daha az ücret ödiyeceğini söyleyince Rambo kızdı: "emeğe saygı uleyyn", " kobra toplayıcıları olarak sendikalaşcaz" gibin adama sert sert baktı...
Üst üste geçen sekanslarla Rambo'yu demir döverken, teknesinin motorunu yaparken ve köyün çökmüş bilgisayarlarına format atarken gördük... "tek kelime etmemenin" erdemliğini de üstünden hiç bırakmıyordu... (sanki konuşsa felsefe yapabilecekmiş gibi)
Bir sonraki sahnede greenpeace-misyonerlerini gördük... Rambo'dan onları nehrin yukarısına götürmelerini istediler... Böylece Rambo ilk repliğini etti: "Brthghthoaaagh!"... Altyazı Rambo'nun "go home" dediğini yazdı... Kardeşim: "Asıl sen go home yanki" dedi... Amet abi bundan sonra Rambo'nun her "Brrthghthoaaagh!" deyişine çok güldü...
Artık filme kanımız kaynamıştı ve Rambonun her yaptığına her dediğine kahkaha atmaya başladık, taa ki sadece bizim güldüğümüzün farkına varana kadar... Gayet Polat giyimli kardeşlerin ciddi ciddi eski Rambo özlemlerini gidermeye filme geldiğini arada öğrendik... Üzerimize nişanlanmış sert bakışlardan dolayı resmen filmi yarıda terk etmek zorunda kaldık... Amet abi gene dayak yemeyemize ramak kaldı söylevini yaptı... Ve ben yılın filmini sinemada yarın izlemenin bedbahtlığını yaşadım... Bak aradam kaç ay geçti... Sonunda n'oldu bilmiyorum... Ölmüş müdür... Ölmemiştir...
Geçen Ay'ki aboneliklere dair güzel bişii:
Asım hoca: "İlk sayının günayı olmaz, banka hesabına havale yapsın yapmasın tüm abonelerimize ilk sayımızı postalayalım" dedi... Abone adreslerini toparlamay başladık...
Ekip olarak küçük bir ayıklama yaptık aslını sorarsanız,
1 Adres olarak direk tarif edenler olmuş... Reşadiye de kime sorsan
söylerler ya da ne bilim adresi cami üzerinden verenler
"Camii geçince sola döneceksin beş katlı dış cephesi bitmemiş binanın
ikinci katı" şeklinde adres yazanlar, Almaya 'yı il hanesine geçirenler ... Bi sürü detay iş çıktı...
2 Yusuf ile Soyadından işkillendiklerimize tek tek ayıkladık...
Örneğin: "Tahtalıköy, yımıkbırın, Süperhacı" gibi gerçek olmadığını
düşündüğümüz soyadlı hayali okuyucularımıza göndermedik...
(ki inşallah ööledir... hani absürt bir soyadınız varsa nüfuz
kağıdınızın noterli onayı ile bize gönderirseniz... şaka şaka)
Gelecek ay bu köşede çok ironik espriler var:
Geçen ay bu köşeye dair bir tespit:
Karikatür insanı 10 kilo daha fazla gösteriyormuş... Amet Abi'nin köşem için çizdiği geçen haftaki vinyetten anladım ben bunu... Ya da köşemde Amet Abi’ye laf geçirdiğim için o da böyle intikam almış... Bu ay daha dikkatli oldum, bakalım ne çizecek...
kilavuzkarga1@gmail.com
Kemer tokasının icadı, kemerin icadından 3 yüzyıl kadar öncedir.
Tarihte kayıtlı olan ilk küfür İlektri kitabelerindedir ve 46 sayfadır. (grikedi)
Yumurtadan tavuk çıkmaz. Yumurtadan çıkan civcivdir... Üstelik o civciv %100 tavuğa dönüşmez... Horoz olma ihtimali de vardır... Bu manada bişii söylemek gerekiyorsa bizce en uygun mataryel yoğurttur: "Yoğurttan mı maya olur yoksa mayadan mı yoğurt" demek yeterlidir...
Günümüz Türkiye’sinde cep telefonuna sahip vasati bir genç kıza gelen on yıllık mesaj parasıyla
Somali'de bir köy bohem hayatı yaşayabilir.
Dini bayramlarda ve kandillerde atılan yeknesak kalıp mesajlardan dolayı her yıl Kıbrıs büyüklüğünde ve şeklinde beyin hücresi nekroze olmaktadır...
Macaristan'a Macaristan diyen dünyada iki ülke vardır: Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti...
Dünya ana arterlerindeki trafik sıkışıklığı sırasında en fazla alışveriş Pakistan'da yapılmakta;
en zengin ürün çeşidi ise Endonezya’da bulunmaktadır...
Cezayir'in başkentine Cezayir diyen tek millet Türklerdir...
Hindistan’da trenler o kadar yavaş giderler ki tren giderken trenden inip alışveriş yapıp tekrar binebilirsiniz... Hindistan dünyada en fazla tren kazası olan ülkedir... Bu kazalardaki ölü sayıları hiçbir zaman gerçeği yansıtmaz... (kaza dışında doğal nedenlerden dolayı ölenler de mevcuttur trenin içinde o babda şeettirmiştim)
Dünyadaki hayvanların %98'inde sağ sol kavramı yoktur...
Kırkayakların solak olduğunu daha önce söylemiş miydim...
İlk kelime esprisini Tokai kavmi denemiştir ve helak edilmiştir. (grikedi)
İlk helak olan kavmin neden helak olduğu bilinmemektedir.
Ama ikinci helak olan kavmin bu birinci helak olan kavmin neden helak olduğunu araştıran bir kavmin olduğu bilinmektedir.
(grikedi)
Bir at sineği atın sadece 135 binde biri kadardır.
At sineğinin ismi sanılanın aksine deniz atından gelmektedir.
Sinema İnceleme Kurulu (kısaltma kullanmıyoruz) Kötü Adam Esas Adamı öldürmeden önce en az 1 dakika konuşmasını zorunluluk olarak tutmaktadır... (Allah razı olsun, yoksa bir çok filmde esas oğlan ölürdü.)
Dt. Cihangir Bayburtluoğlu
kilavuzkarga1@gmail.com
Etiketler: gülme duvarı
0 tane yorum:
Yorum yazabiliriiiim!
<< Anasayfa